Arsiv
| pzt | sa | ca | ps | cu | cts | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | 30 | ||||
Sitede Ara
Reklam
Sponsor Siteler
En Yeni Haberler
![]() |
Ayşe Arman ile kitabını, çılgınlıklarını ve dahasını konuştuk. Onun deyimiyle “paşa gönlüm kriteri”nde bir kitap yazdı.
Kızı Alya Mey’e hamile kaldığı andan bugüne kadar yaşadığı annelik duygularını bu kitapta dondurdu. Gelirini de içinde çocukların olduğu bir vakfa bağışladı; LÖSEV’e…

Ayşe bu… Zıtlıkların, çılgınlıkların, uçuklukların diğer adı. Elini attığı her şeyi başka bir forma sokuyor, konuşuyor, konuşturuyor. Yine yaptı yapacağını. Bir kitap daha yazdı. Kızı Alya için yola çıktı ama sevgilisini ve kendini de işin içine kattı. Aslında bildik, tanıdık yazılardı. Sadece bir farkı vardı. Kitabın geliri kendi cebine değil, LÖSEV yararınaydı. Burnunu sokmadığı (!) bir sosyal sorumluluk kalmıştı, ondan da geri kalmadı. Evet, Ayşe, yeni kitabı “Alya, sevgilim ve ben, bizim hikayemiz…” adlı kitabının gelirini LÖSEV’e bağışladı. Üstelik bunun ilhamını da, yazılarının, hayatının, kızının ve bilumum her şeyde olduğu gibi sevgilisi-eşi Ömer’den aldı. Kitabını da bu müthiş adama, hayatının aşkına adadı.

LÖSEV YARARINA, YAZILARINDAN BİR KİTAP DERLEDİN...
Ayşe Arman
Dur, dur Figen, bitirdin beni! ‘Kitap derledin’ dedin ya, mahvettin! O yazıları üst üste koyup kupon kitap yapmadım ki! Sıkı bir emek var. Çocuksu bir sevinç var. Benim gibi aşık olduğu adamın peşinden Dubai’ye giden İdil Gürkan’la birlikte yaptık. Acayip yetenekli bir tasarımcı. Bizim evde buzdolabının üzerinde asılı olan, yazı masamın arkasında duran fotoğrafları kullandık. Tamamen doğal, komik fotoğraflar. Bu, bizim minik çekirdek ailemizin en gerçek, en samimi hali. Bizim ev halimiz. Kahkahalar içinde güle oynaya yaptık. Naif, tatlı, çok iddialı olmayan iyi niyetli bir kitap. Derleme deme, vururum seni!
TAMAM TAMAM, YARDIM AMAÇLI YOLA ÇIKTIN...
D. Evet ama fikir benim değildi. Üzerine yatabilmek isterim ama yalan olur! Ailemizdeki ‘iyi insan’ Ömer. Gerçekten, yakında aziz mertebesine ulaşacak. Resmen zorladı beni. Aslında şöyle oldu: Bir banka için konuşma yapmam istendi. ‘Benim işim değil beceremem, istemiyorum sağolun filan’ dedim, tam telefonu kapatırken, ‘Ama şu kadar para vereceğiz’ dediler. Paranın miktarını duyunca, aman Allah’ım, baktım birden kafamda ‘Ömer’i nereye tatile götürsem, Alya da gelsin mi gelmesin mi’ planları yapıyorum. Ömer’e söyleyince, ‘Seyahati meyahati boş ver, sen o parayı bir vakfa bağışla’ dedi ve ekledi, ‘Sen değil miydin sosyal sorumluluk işlerine girmek isteyen. İşte fırsat!’ Konuşmayı yaptım, para direkt LÖSEV’e gitti. Çünkü LÖSEV çok çok beğendiğim bir vakıf ve işin içinde çocuklar var.

Sonra bu kitabın gelirini de bağışlamaya karar verdim. Yine Ömer’in parmağı var tabii. Kontratı imzalarken aradım, ‘Bana bak bütün geliri mi gitsin? Birazını bile kendime ayırmayayım mı?’ dedim, ‘Hepsi gitsin!’ dedi. Beni iyi bir insan yapmaya çalışıyor ama meteliğe kurşun atıyorum. Ne kazanıyorsam gidiyor, ne olacaksa bu işin sonu bilmiyorum.
100 BİN TL BULMAK GİBİ BİR HEDEFİN VARDI
C. Evet, böyle yola çıktım, birkaç hafta içinde 75’i bulmuştum bile. İstiyorum ki gelecek sene de başka bir vakıf için çalışayım. Lady Di olmaya niyetim yok ama sürekli kendimize çalışacağız da ne olacak, üç elbise, üç ayakkabı alacağız da, eee, işe yarayalım, başkaları için bir şey yapalım.

SEN NE ZAMAN BÖYLE DÜŞÜNMEYE BAŞLADIN?
Galiba anne olduktan sonra. Öncesinde bencil bir kadındım. Şimdi daha iyi kapli biri oldum. Annelik beni daha iyi bir insan yaptı, aslında daha kadın, daha dişi filan da yaptı. Ve daha akıllı. Çünkü anne olup aynı zamanda çalışınca da o kadar çok şeyi üst üste yapmak zorunda kalıyorsun ki bu sayede özel bir yetenek geliştiriyorsun. Her şeye yetişiyorsun. Milyonlarca kadın bu durumda. Ve üstesinden geliyorlar. Yaşasın kadın olmak!
BU KİTABIN ADI... “ALYA, SEVGİLİM VE BEN”... ANCAK ALYA’NIN DÜNYASI BU...
Aslında biz de ‘Alya kitabı’ diye yola çıktık, ama sonra bir baktık ki üçümüzün hikayesi olmuş. Hayatımızın bir döneminden bir kesit. Ben bir de kitabı yaparken fark ettim ki, başrol oyuncusu Alya kadar Ömer de. İnsanın sürekli kocasını övmesi sinir bir şey anlıyorum ama Sezar’ın hakkını da Sezar’a teslim etmek lazım. Amacım Ömer’e yağ çekmek değil, bir tespitte bulunmak. Kadınların, çocuklarına ayılıp bayılmalarına çok alışığız. Anneler aşıktır çocuklarına. Babalar ise başka türlüdür, çok severler ama belli etmezler. Anneler kadar kafalarını çocuklarıyla yemezler, o kadar yakın değildirler. Ama işte Ömer gibi babalar, ben onlara ‘yeni baba’ diyorum; farklı. Ve bir sürü erkek tanıyorum böyle. Artık böyle babalar var.

BURADAKİ YAZILARI HANGİ KRİTERE GÖRE BELİRLEDİN?
Bir tek kriterim vardı: Canım neyi istiyorsa onu koydum. Paşa gönlüm kriterleri yani. En hoşuma giden yazıları aldım. Sonradan hep hatırlamak istediğim duyguları. Çünkü tuhaf bir şey, zaman geçtikçe unutuyorsun da. Ben bak dondurdum onları bu kitapta...

“HAYATIMIN AŞKINA, GERÇEK AŞKIMA, GÜZEL KOCAM ÖMER DORMEN’E...” DİYE HİTAP EDİYORSUN. BU NASIL BİTİP TÜKENMEZ BİR AŞK? BU, BİR TUTKU MU YOKSA?
ki. Benim yaptığım her şey böyle. Yüksek enerji perdesinden. Sevince de deli gibi seviyorum, üzülünce de deli gibi üzülüyorum. Bunun için bir şey yapmıyorum, Allah vergisi, bünye böyle... Ama tabii ki Ömer deyince akan sular duruyor, bir hoş oluyorum, heyecanlanıyorum, hayranlık duyuyorum, ‘İyi ki benim sevgilim’ diyorum, ‘İyi ki bu adamla hep birlikteyim’. Aşk işte! Mantıklı ve makul bir sebebi yok. Kan çekiyor, ten çekiyor, bitmeyen bir çekim hali. Yer çekimi gibi. Azalmıyor da. Aksine güçleniyor.
Röportaj: Figen Nalan Özkan
Fotoğraflar: Charlotte
Yorum Gonder
Yorumlar (1 kisi bu haberi yorumlamis)
-
Gonderen : elif, 10 Ocak, 2010 20:15:53bu kadının en sevdiğim yanı kocasına sevgilim demesi...bravo destek olmuş lösemili çocuklara da
|
|
|


