Kategoriler
Magaxin.com Anketi
Sitede Ara
Bu habere puan verin
Bugun En Cok Okunanlar
Arsivden En Cok Okunanlar
Dünden Bugüne Bluejean Modası
![]() |
![]() ![]()
|
Dünden bugüne blucin dünyasında o kadar çok şey değişti ki.
Mavi Jeans blucinin Türkiyedeki tarihini yazdı. Mavi Jeansin yayımladığı ve 60lı yıllardan bugüne İstanbul ve Blucinin ilişkisini araştıran kitap, blucini ancak illegal yollardan edinebilen şehrin, günümüzde nasıl ihracatçı konumuna geldiğini ve bu süreçte geçen zaman dilimini, renkli bir dil ve fotoğraflarla anlatıyor. 35 yıllık bir zaman dilimini kapsayan kitap, Katmandu yollarındaki hippilerden, Kapalıçarşı ve pasajlardaki kaçak mal satıcılarına, Tophanedeki Amerikan Pazarından günümüzde yurtdışına ihraç edilen Türk blucinine kadar uzanıyor.
BLUCİNİN TÜRKİYEDEKİ TARİHİ
18inci yüzyılın sonlarıydı. Amerika baştan aşağıya demir ağlarla örülüyordu. Demiryolu işçilerinin kıyafetleri çabuk yıpranıyordu. Daha dayanıklı, daharahat ve her zaman her yerde giyebilecekleri kıyafetler gerekiyordu. O günlerde Levi Strauss adında bir adam, yüzyıla damgasını vuracak olan bir pantolon tasarlıyordu. Bunu yaparken de, bu pantolonun birgün Ankaradaki hergele Meydanında ya da İstanbul-Karaköyde peynir ekmek gibi satılacağını aklına bile getirmemişti.
Türkiyede kumaşı, ayakkabıyı bile devlet üretirdi o zamanlar. Ama 50lilere gelindiğinde Türkiye batı blokunun en doğudaki sınırı olmuştu artık. Tercihini demokrasiden, hala tam olmasa da serbest piyasa ekonomisinden, Natodan ve daha geniş anlamıyla Amerikadan yana kullandığı için ödüllendirilmişti. Amerikan savaş gemileri, askeri üsler ve Amerikalı askerlerin ardından Türkiye blucinle tanıştı.
68 yılı, Fransada başlayan öğrenci hareketleri, Vietnam karşıtı gösteriler, askeri darbeler ve 61 anayasası blucini siyasete kadar soktu. 60lı yılların sonunda İstanbul-Beyazıttaki Bodrum Handa artık Amerikan blucinleri satılıyordu. Yasaktı, yani kaçaktı, ama satılıyordu. Blucin Türkiyedeki yasakları delen ilk maviydi. Yetmişlerde hippiler geldiğinde peşlerine takılan gençlerin elinden zor kurtarıyorlardı blucinlerini, Beşiktaş Pazarında yenileri, Sultanahmette kullanılmışları satılıyordu.
Ve blucin üniversitelere girdiğinde kamplaşmalar başlamıştı. Çünkü yönetenler gibi yönetilenler de ya sağcıydı, ya da solcu. Sağcılar milli hassasiyetlerine ters düştüğü için blucini sevmediler. Solcular da Amerikalıları sevmiyordu zaten ama onlar yine de giydiler. Giymeden önce de Amerikan bayraklı etiketlerini söktüler ve haki renkli parkalarıyla amerikan blucinini Türk solunun simgesi yaptılar.
Kot bir marka olarak 1958 yılında tescil edildi. Tüccar terzi ‘Muhteşem Kot Türkiyede bir marka olmuştu. Türkiye için, 1973 yılının 14 Mayıs günü çok önemli tarihti. Onlarca yasak kelimeye rağmen blucin bir sözcük olarak Türk Dil Kurumu sözlüğüne girmiş olsa da herkesin dilinde o ‘kot olarak biliniyordu artık. Ve Dünyanın en genç modası: Kot. Haydi bütün gençler İGSye. Rahatlığa, şıklığa, kalikteye… ilanları gazetelerde bir devrimin işareti oluyordu.
Seksenli yıllarda başlayan değişim rüzgarları Türkiyeyi blucin üretip ihraç eden bir ülke durumuna getirdi. Ama taklitteki yeteğenimiz sayesinde ithalimsi markaların cenneti haline geldik. Sovyetler Birliği dağıldığında Türkiye artık bir markalar ülkesi olma yolundaydı. Ama rekabet için kalite gerekiyordu. Ve Türkiyeden Amerikaya, Kanadadan İngiltereye, Almanyadan Avustralyaya kadar uzanan haritada farklı diller konuşan insanlar Türkçe bir sözcüğü telaffuz eder olmuşlardı. Siyaset merkeze çekildikçe sözler gibi kıyafetlerde de uzlaşılıyordu. Siyasiler de artık blue jean giyiyordu.
Blue jean önce kot sonra mavi olmuştu. Ama üretim, tüketimi, tüketim çeşitliliği getirdikçe blue jean modası da hergün değişir oldu. Birgün Jenifer Lopez gibi, diğer gün Tarkan gibi kot giyinenler, önce fermuarı, sonra da düğmeleri kaldırdılar blucinden. Taşlanan kotlara düşük belliler, yırtık olanlar ve şortlar, bermudalar eklendi. Ve Türkiye kotun yasak olduğu günlerden başka yasakların olduğu bu günlere geldi. Artık zafer blucin giyenlerindi.
|
|
|






